
18.10.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7418 Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kamuoyunda bir süredir konuşulan ve bazı tepkilere sebep olan Sosyal Medya paylaşımlarının cezai düzenlemesi ve buna ilişkin içerik sağlayıcılarına sorumluluk atfeden kanun hayatımıza girmiştir.
HALKI YANILTICI BİLGİYİ ALENEN YAYMA SUÇU
Söz konusu kanun uyarınca yapılan düzenlemelerde en çok dikkat çeken madde 29’da TCK 217. maddeye eklenen Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma suçu olmuştur. İlgili hükme göre işlenen suçların karşılığında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek ve söz konusu suç, sosyal medyada gerçek kimliğin gizlenmesi ya da terör örgütlerinin faaliyetleri çerçevesinde işlendiği takdirde verilecek ceza, yarı oranında artırılacaktır.
Kısaca belirtmek gerekirse söz konusu suçun vuku bulması için kanun tarafından belirli haller sayılmıştır. Bunlar:
Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saiki taşınması,
Ülkenin iç ve dış güvenliğiyle, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili,
Gerçeğe aykırı bir bilgi olması,
Kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması
olarak sayılmıştır. Görüleceği üzere, kanunda sayılan hususlar, tam olarak somut tanımının yapılması mümkün olmayan sayılı haller olarak telakki edilmektedir. Dolayısıyla kanunun uygulanması konusunda hakimlerin bireysel uygulamalarına daha fazla sebep olabilecek bir kanun maddesi ihdas edildiğinin ifade edilmesi gerekmektedir.
Özellikle şartlar arasında ifade edilen endişe, korku ve panik yaratma saikinin tespit edilmesi de kimi hallerde oldukça zor olacağından hem ispat yönünden hem de subjektif bir unsur olarak hakimler tarafından ayrı ayrı yorumlara mahal verebilecektir. Bu hususta da özellikle ilk derecede verilen kararlar akabinde istinaf mahkemelerinin bozma ve onama kararları arasında dahi oldukça çelişkiler meydana gelebilecektir. Bu yönüyle tasarıdan sonra meydana gelen kararların takip edilmesi gerekeceği kuvvetle muhtemeldir.
Bununla birlikte, özellikle verilecek cezanın infaz kanunu kapsamında 2 ile 3 yıl arasında olabileceği dikkate alınarak HAGB hükümlerinin de uygulanamayacağı göz önüne alındığında bu suçtan mahkumiyet alanlar için hapis cezalarının mümkün olacağı da ortadadır.
SOSYAL AĞ SAĞLAYICILARINA YÖNELİK GETİRİLEN SORUMLULUK VE YÜKÜMLÜLÜKLER
Sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik birçok yükümlülük getiren düzenleme ile kısaca saymak gerekirse:
Sosyal ağ sağlayıcılarının yabancı ülke menşeili olması halinde, Türkiye’de Türk vatandaşı tarafından temsilcisi atanmış olan tüzel kişiliğe sahip bir şube bulundurma zorunluluğu,
Çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirlerin alınması,
İnternet üzerinden işlenen suçlarda sosyal ağ sağlayıcılarının yargı mercileri tarafından talep edilen belge ve bilgileri ibraz etmesi,
Sosyal ağ sağlayıcısının kurumsal yapı, bilişim sistemleri, algoritmalar, veri işleme mekanizmaları ve ticari tutumlar dâhil her türlü açıklamayı ilgili kurumlara teslim etmesi,
Kanunda belirtilen basın kimlik kartları şartları ve reklam şartlarının yerine getirildiğinin tespitine ilişkin gerekli bilgi ve belgelerin ibraz edilmesi,
gibi birçok yükümlülüğe tabi tutulmuştur.
Sayılan maddelerden görüleceği üzere, sosyal ağ sağlayıcılarının günlük erişiminin 10 milyondan fazla olması halinde Türkiye’de tüzel bir kişilik olarak şube bulundurmaları şartı getirilmiştir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen şirketlerin bir önceki yasa ile çıkarılan kanun maddeleri uyarınca bant genişliğinin kısıtlanarak erişimin engelleneceği belirtilmiştir.
Düzenlemeyle ilgili getirilen bir diğer önemli yaptırım maddesi ise, sosyal ağ sağlayıcılarının, yargıya intikal eden paylaşım ve verilerin bütünlüğünü bozmadan 2 sene boyunca muhafaza etmesi ve bunların talep edildiğinde yargı mercilerine ibraz yükümlülükleri olmuştur. Bu kapsamda, özellikle global çaptaki sosyal medya içerik sağlayıcıları olan Twitter, Facebook, Whatsapp, Telegram gibi sosyal medya haberleşme uygulamalarındaki mesaj, paylaşım ve içeriklerin suça konu olması halinde ilgili şirketlerin bu verileri kurumlara bilhassa mahkemelere ve yargı mercilerine ibraz etme zorunluluğu getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen şartlardan reklam yasaklarına aykırı davrananlar hakkında 10.000-100.000-TL arasında idari para cezası uygulanacaktır. Bununla birlikte sayılan diğer hususlara aykırı eylemlerin gerçekleşmesi halinde ise, söz konusu sosyal ağ sağlayıcısının bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde üçüne kadar idari para cezası verilebilecektir. Söz konusu ceza ve yaptırımlara Bilgi ve İletişim Başkanlığı karar verecektir.
İlk bakışta özellikle global cirosunun yüzde üçü gibi büyük miktarlarda cezalar yazılabilmesinin önünü açan ve bazı ülkelerde Facebook, Twitter gibi şirketlerin rekor cezalar ödediği yaptırımların ülkemizde de görülmesinin önü açılmıştır. Ancak burada, cezanın aynı şekilde tahsil edilebilirliğinin de tartışılması gerekmektedir. Sonuçta, ülkemizde sermaye şirketi ile şubesi bulunan şirketin, bu cezalarla karşı karşıya kaldığında söz konusu para cezasını ödememesi halinde öncelikle bant genişliğinin kısıtlanacağının belirtilmesi gündeme gelecektir. Ardından ise tamamen erişimin kısıtlanmasına kadar yaptırımlar uygulanabilecektir. Ancak buna rağmen söz konusu şirketlerin bu cezaları ödememesi durumunda daha fazla bir yaptırımın uygulanabilmesinin bu aşamada pek de mümkün olmadığı belirtilmelidir. İlgili husus, global şirketlere uygulanan cezai müeyyidelerin caydırıcılığı ve tatbik edilebilirliği hususunda her zaman tartışmalara yol açmaktadır.
SONUÇ
Yürürlüğe girmeden ve girmesi itibariyle birçok tartışmaya sebep olan düzenlemenin genel hatlarıyla yukarıdaki gibi açıklanmasının yanında hukuki yönden değerlendirmelerinin yapılması gerekmektedir. Öncelikle, Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma suçunun uygulaması ve düzenlemeleri özellikle emsal kararlara oldukça bağlı hale gelecektir. Bu hususta yukarıda bahsedilen hakimlerin takdir yetkisinin büyük bir tesiri olacağı aşikardır. Bununla birlikte, suç unsurunu oluşturan maddeler incelendiğinde bunların objektif bir şekilde değerlendirilmesinin hakimler tarafından hangi kurallara göre yapılacağının da açık bir şekilde belirtilmesi gerekecektir. Özellikle “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saiki taşınması” ibaresinin ispatlanması yönünden bir standardın kesinlikle tespit edilmesi oldukça zor olacak bir gerekliliktir. Aksi takdirde hem yargı kararları arasında çelişkiler meydana gelecek hem de düzenleme hakimlere olması gerekenden daha fazla bir takdir hakkı vererek hukuka aykırı hükümlere konu teşkil edebilecektir.
Sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yükümlülük ve sorumluluklar açısından değerlendirildiğinde ise, mevcut düzende olabilecek birçok mevzuat düzenlemesinin yapıldığının ifade edilmesi gerekmektedir. Özellikle geçmişte yaşanan Youtube ve Twitter krizlerinin küresel çaptaki bazı ülkelerde meydana getirdiği etkiler de göz önüne alındığında bu şirketlerin denetime tabi tutularak sorumluluklarının artırılmasının gerektiği ortadadır. Bu yönüyle düzenlemenin tek merak unsuru, bu yükümlülüklerin yerine getirilmediği hallerde yaptırımların tam manasıyla tatbik edilebilmesinin sağlanabilmesidir. Burada da özellikle yüksek meblağlı para cezalarının tahsilinin kabiliyeti bir emsal örnekte gerçekleşmesi halinde diğer sosyal ağ sağlayıcıları için de gerekli sorumlulukları yerine getirme hususunda caydırıcılık teşkil etmesi söz konusu olacaktır.
Sonuç olarak düzenleme, hem şahıslar hem de şirketler yönünden ayrı etki ve sonuçlara sahip olacak günlük hayatımızı da etkileyebilecek seviyede bir mevzuattır. Önümüzdeki süreçlerde yargı kararları ve davalarında da detaylı olarak görülecek neticelerinin belirtilen hususlarda birtakım düzeltmelere ihtiyaç duyduğu aşikardır. Sayılan sebeplerle, bundan sonra sosyal medya içeriklerinden kaynaklanan davalarda özellikle cezai sorumluluklar yönünden hapis cezasına varabilecek mahkumiyetler söz konusu olacağından hukukçu desteğinin daha da hayati anlam taşıdığı aşikardır.
Av. Ahmet ÖZDEMİR
Comments