MÜDAHALENİN MEN-İ (EL ATMANIN ÖNLENMESİ) DAVALARI
- Önem Hukuk & Danışmanlık
- 30 Tem 2020
- 3 dakikada okunur

I. Tanım
TMK md. 683’teki “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmüne dayanılarak açılabilen el atmanın önlenmesi davaları kısaca taşınır veya taşınmaz sahiplerinin, mülkiyet haklarından kaynaklanan haklarını kullanmasını haklı bir sebebe dayanmaksızın engelleyen kişilere karşı açabilecekleri davalar olarak tanımlanabilir.
II. El Atmanın Önlenmesi Davasının Açılabilmesi için Gereken Şartlar
Yukarıda kısaca belirtilen tanım uyarınca da anlaşılabileceği üzere müdahalenin men-i davasının açılabilmesi için:
Davayı açacak kişinin mülkiyet hakkına sahip olması gerekmektedir. Bu yönden hem malikler hem de maliklerin mirasçıları davayı açmaya yetkilidir. Ayrıca el atmanın önlenmesi davalarında kamu da davalı ya da davacı statüsüne sahip olabilmektedir. Özellikle kamulaştırmasız el atma durumlarında da el atmanın önlenmesi ya da bu kamulaştırmadan meydana gelen zararın tazmin edilmesi için dava açılabilmektedir.
Kişinin malına karşı haksız bir saldırı veya müdahalenin bulunması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus ise, kötüniyet şartının zorunlu olmamasıdır. Kişinin mülkiyet hakkına karşı haksız bir saldırı olması bu davanın açılması için gereken şartı sağlamaktadır.
Söz konusu müdahalenin devam ediyor olması ya da ileride meydana geleceği kesin olması gerekmektedir.
El atmanın bir zarara sebep olması şart değildir. Ancak el atma ile gerçekleşen maddi bir zarar durumunda işbu dava ile ecrimisil talepli dava da açılabilmektedir. “Ecrimisil (İşgal Tazminatı) Davaları” yazımızdan da konuya dair detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. (https://www.onemhukukdanismanlik.com/post/ecri̇mi̇si̇l-i̇şgal-tazmi̇nati-davalari)
Bu davaların açılabilmesi için gereken şartlardan bahsettikten sonra kısaca müdahalenin men-i davasına konu olan bazı hallere de örnekler vermek gerekirse:
Hisseli tapularda hisse sahiplerinden birisinin diğer hissedarın gayrimenkulü kullanmasını engellemesi,
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca yapılan binada, müteahhitin projeye aykırı olarak kaçak kat yapması durumunda, arsa sahiplerinin haksız müdahaleden dolayı kaçak katın yıktırılmasını istemeleri,
Bir arsanın altından kamulaştırma yapılmaksızın geçirilen su borusu vb. tesisatın meydana getirdiği müdahalenin engellenmesinin istenmesi,
Başkasına ait tarla üzerinde hasat yapılması,
Başkasına ait olan taşınmazdan çıkan suyun başkası tarafından kendi tarlasına aktarılması,
Satışı tamamlanmadan bir gayrimenkulun kullanılmaya başlanması hallerinde atmanın önlenmesi davası açılabilir.
Söz konusu örnekler, sınırlı sayıda olmayıp belirtilen şartların meydana gelmesi ile mülkiyet hakkına zarar veren her durumda müdahalenin men-i davası açılabilir.
III. Zamanaşımı
Mülkiyet hakkının Anayasa ile korunan temel haklardan olması hasebiyle bu hakkın ihlalinden doğan ihtilaflarda dava yoluna başvurmak için zamanaşımı süreleri işlememektedir.
IV. Görevli ve Yetkili Mahkeme
El atmanın önlenmesi davalarında görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yetki bakımından da genel yetki kuralları uygulanmakta olduğundan el atmanın gerçekleştiği yer mahkemesi yetkili olacaktır.
V. Karar ve Kesinleşme
Müdahalenin men-i davalarında kararın icra edilebilmesi için birtakım hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Öncelikle, mahkemeye başvuru esnasında eğer mülkiyet hakkına haksız bir el atma ile birlikte bu el atmaya konu olan bir yapı vb. unsurun da kaldırılması gerekiyorsa bu talebin açıkça dilekçede belirtilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde mahkeme, HMK’deki Talebe Bağlılık İlkesi uyarınca el atmanın önlenmesine karar verip ilgili kişinin müdahalesini engellese de, bu müdahaleye konu olan yapı vb. unsurları kaldırmayacaktır.
Bir diğer dikkat edilmesi gereken husus ise, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu hüküm aşamasıdır. Bu safhada, haksız müdahale edilen şeyin aynına ilişkin davalının bir iddiası bulunmuyorsa, kararın kesinleşmesi beklenmeden icrai işlemlere geçilebilecektir. Aksi taktirde kararın icra edilebilirliği için kesinleşmesi beklenecektir.
VI. Müşterek ya da İştirak Halindeki Mülkiyet Hallerinde Paydaşların veya 3. Kişilere Karşı Müdahalenin Men-i
El atmanın önlenmesi davaları, paylı veya elbirliği ile mülkiyet halindeki şeylerde de söz konusu olabilir. Paylı ve elbirliği ile mülkiyette hissedarlardan birisinin el atmasının önlenmesi için bir başka paydaşın mahkeme yoluna başvurması mümkündür. Bununla birlikte paylı mülkiyet halinde el atmanın önlenmesine başvurulması hallerinde, başvuran paydaş yönünden dava kabul edilirse diğer paydaşlar açısından da el atmanın önlenmesi yönünde hüküm tesis edilecektir.
3. kişilerin el atmasının önlenmesi durumunda ise, elbirliği ile mülkiyet hallerinde müdahalenin men-i için ortaklardan birisi başvuru yaptığında diğer paydaşlar da davanın tarafı olacaktır. Bununla birlikte TMK md. 693/3’teki “Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir” hüküm uyarınca, bu tarz durumlarda paylı mülkiyete konu şeylerde de paydaşlardan birisinin diğerlerini temsil yetkisine sahip olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla paydaşlardan birisinin 3. kişilerin el atmasını önlemek için açtığı davada diğer paydaşlar da davanın tarafı olacaktır.
VII. Sonuç
Görüleceği üzere, müdahalenin men-i davaları, mülkiyet hakkına dayanmakla birlikte teknik ve hukuki bilgi ile hareket edilmesi gereken davalardır. Sayılan sebeplerle, bu süreçlerde daima avukat desteği ile hareket etmek malikler için avantajlı olacaktır.
Konu ile ilgili merak ettikleriniz ve sormak istedikleriniz için bize ulaşabilirsiniz.
Av. Ahmet ÖZDEMİR
Comments