MURİS MUVAZAASI NEDENİYLE TAPU İPTALİ VE TESCİLİ DAVASI
- Önem Hukuk & Danışmanlık
- 8 Tem 2020
- 3 dakikada okunur

Miras bırakanların çeşitli nedenlerle mirasçılarından mal kaçırması söz konusu olabilmektedir. Mal kaçırma, miras bırakan ve sözleşmenin karşı tarafının görünürde bir sözleşme yapması ancak bu sözleşmenin arkasına asıl niyetlerini içeren başka bir sözleşmeyi gizlemesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bir kimsenin mirasçısını, miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmesi halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar görünürdeki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil şartından yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilirler.
Muris muvazaasından bahsedebilmek için; miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken mirasçılarını aldatma kastının bulunması ve muvazaalı işlemi yapmadaki amacının mirasçılardan mal kaçırmak olması gerekir. Eğer miras bırakanın mirasçılarını aldatma kastı ispat edilemezse dava reddedilecektir.
Miras bırakanın iradesi belirlenirken ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılır.
Taraflar
Muris muvazaasına dayalı olarak açılacak tapu iptali ve tescili davalarında dava açmakta hukuki yararı bulunan ve mirasçı sıfatına sahip olan kimseler davacı olabilirler. Dava açacak mirasçıların saklı paylı olup olmamaları önemli değildir. Davayı açacak mirasçı, davayı tek başına açabileceği gibi diğer mirasçılarla birlikte de açabilecektir.
Mirası reddeden, mirasçılıktan çıkarılan ve miras hakkından feragat edenler, bu davayı açamazlar.
Davalı, taşınmazı miras bırakandan devralan kişi olacaktır. Bu kişi ölmüş ise; dava ölenin mirasçılarına veya aynı taşınmazı kötü niyetli olarak devralan üçüncü kişilere karşı açılacaktır.
Zamanaşımı, Hak Düşürücü Süre
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescili davası ancak miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Miras bırakan kişi hayatta iken bu dava açılamaz. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davası, taşınmazın bağlı bulunduğu yerleşim yeri mahkemesinde açılacaktır. Görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yargılama Gideri
492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır. Müdahalenin men'i tescil ve tapu kayıt iptali gibi gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır…” hükmü uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir.
Muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tümünün değeri üzerinden davayı açan mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet eden değer olup bu değer üzerinden harç alınması ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekir.
İspat
Muris muvazaasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescili davalarında, davacı taraf mirasbırakanın kendilerinden mal kaçırdığını her türlü delille ispat edebilir.
Karar
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davaları sonucunda kurulacak olan kabul hükmü inşai (kurucu) olmayıp izhari (açıklayıcı) nitelik taşır. Bu suretle oluşan kararlara konu işlemler yapıldıkları tarihten itibaren mutlak butlanla malul olduğundan yapılmamış sayılır ve iptal hükmü geriye etkili olarak sonuç doğurur.
Muvazaalı işleme taraf olan kişinin iyi niyetli olduğundan söz etme olanağı da yoktur. Tarafı bulunduğu işlem yok hükmünde olduğundan bu şekilde oluşan tescil, yolsuz tescil niteliğindedir. O halde, miras bırakanın ölümü ile terekesinin mirasçılarına intikal edeceği ve ölüm tarihi itibariyle mirasçıların hak sahibi olacağı gözetildiğinde, taşınmazı bu şekilde kullanan kişilerin ölüm tarihinden sonraki kullanımları haksız işgal niteliğinde olacağından ecrimisilden (haksız işgal tazminatından) sorumlu olacakları kuşkusuzdur. Ecrimisil, tapu iptali ve tescili davası ile birlikte de talep edilebilir.
Konu ile ilgili hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Alperen EKİCİ
Comentários